TurkSail'in saygın üyeleri arasında göremiyoruz sizi, 10 saniyede kayıt olarak TurkSail üyesi olabilirsiniz...
Anasayfa Bodoslama En önemli konu “Hakkaniyet”
Turkish English French German Greek Italian Russian Spanish

Sponsor

Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
En önemli konu “Hakkaniyet” PDF Yazdır e-Posta
Köşe Yazıları - Bodoslama
Pazar, 06 Aralık 2009 02:29

TAYK-Bülent İçgören Kış Kupası’nın “abandone” ile sonuçlanan ikinci yarışı görünen o ki çok konuşulacak ve Yarış Kurulu’nun bu kararı çok tartışılacak.

Çok değil iki hafta önce hakemler, TAYK tarafından davet edilen uluslararası bir “usta”dan, Nino Shmueli’den bir seminer aldı. Ve bu seminerin en önemli başlığı “Hakkaniyet” idi…  



Özgün müziği ile kendini zirveye taşıyan Orhan Gencebay, “Hatasız Kul Olmaz” demişti.
Bir düşünür de, hatadan kurtulmanın tek yolunun “hiçbir şey yapmamak” olduğunu söylemişti.

Kişiler, hatta kurumlar, hatta devletler bile hata yapabilir. Önemli olan yapılan bu hatalardan “dersler” çıkartmak ve tekrarlanmasını önlemek.


SEMİNERİN ANA TEMASI

Geçtiğimiz günlerde TAYK çok başarılı bir seminere imza attı. Uluslararası bir “usta” olduğu, olimpiyatlarda görev almasıyla tescillenmiş Nino Shmueli’yi Türkiye'ye davet etti ve yarışlarda görevli 25 hakeme bir seminer verdi. Nino Shmueli’nin “bilgi ve ustalık seviyesi” seminere katılan hakemlerin tümü tarafından da kabul edildi.

Biri “sahada” yani denizde olmak üzere üç gün süren bu seminerde “Nino Hoca”nın anlatımlarında öne çıkan en önemli konu “hakkaniyet” idi. Yani, yarış yönetiminde hakemlerin kimsenin hakkının kimseye geçmemesine dikkat etmesi ve kararların buna göre alınması gereği seminerin “ana temasını” oluşturdu.


TÜM PLANLAR BOZULDU

Ancak Bülent İçgören Kış Kupası’na katılan ekiplerden bazıları Trofe sonuçları açısından “kritik” öneme sahip yarışta verilen “abandone” kararı ile “haklarının çiğnendiğini” öne sürüyor.

DenizBank-TAYK 2009 Trofesi 22 yarıştan oluşuyor. Deniz Kuvvetleri Kupası’nda bir etabın iptal edilmesi ile bu sayı 21’e geriledi.

Bir yıl boyunca yapılan yarışlarda bazı ekipler öne çıktı, bazıları geride kaldı. “Kafa kafaya” gelen ekipler için artık her yarış ve her puan “altın” değerindeydi.

Ne var ki “çok düşünülmeden ve sonuçları hesaplanmadan” verildiği iddia edilen bir “abandone” kararı zirve mücadelesindeki ekiplerin planlarını ve beklentilerini bozdu.


“BİR YELKENCİ GİBİ DÜŞÜNÜN”

Nino Shmueli, seminere katılanlara, “Başhakem bir yarışın tüm sorumluluğunu taşır. Aynı zamanda Başhakem bir yarışçı gibi düşünmelidir” demişti.

Verilen “abandone” kararından etkilenenler de işte bundan yakınıyor. Hakemler hemen hepsinin arkadaşı, dostu, ama yine de onlar tarafından “anlaşılamamaktan” şikayetçiler.

Bülent İçgören Kış Kupası’nın 2. yarışı “başa güreşen” ekipler için “çok önemli” demiştik. Öylesine önemliydi ki, süresi içinde eğer birileri bu havasız parkurda rakiplerinden sıyrılıp yarışı tamamlamayı başarırsa büyük avantaj elde edecek de birkaç sıra birden “atlayabilecekti”.


KİMLER ETKİLENDİ?

Potadaki bu tekneler arasında IRC1 grubunda Provezza 5, Provezza 6 ve UNO, IRC2’de ise Ciciko, Aggressivo-Kahve Dünyası ve FairWind’i saymak mümkün. IRC3’te Güneş Sigorta Petek ile Atılgan (Trofe Puan Listesi'nde görünmesine rağmen Komet son yarışlara girmedi), IRC5’te de Hımbıl ile Karides “abandone” kararından “ziyadesiyle” etkilenen ekipler.

Bu “tartışmalı” yarıştan sonra hem duruma, hem de dolaşan sorulara bir göz atalım. İçlerinde “haklı” ve “gerçekçi” olanları var mı? Onları ayıklayalım ve en azından sonraki yarışlarda bu sorunların yaşanmaması için bunları “masaya” yatıralım.


YARIŞIN ZAMAN SINIRI


Bülent İçgören Kış Kupası II’de tüm sınıflar için yarışın zaman sınırı 16.30 olarak ilan edilmişti.

Saat 14.47’de “abandone” kararı açıklandığında Provezza 6, Fenerbahçe Sığlık Çakarı’na (Digavsing) 1.2 deniz mili mesafede bulunduğunu ve 2.3 deniz mili hızla yol aldığını söylüyor. Bu hızla ilerlediğinde belirtilen süre içinde finiş hattına ulaşması mümkün görünüyor.

Ardından Kuzeydoğu’dan tazeleyen ve önce 7, ardından 12 knot’la sahaya yayılan rüzgarın o sırada Kınalıada’yı geçen Provezzza 5, UNO ve Aggressivo-Kahve Dünyası, hatta gerilerindeki FairWind ile Ciciko’yu finişe taşıyabilmesi ihtimali de yüksek.

Ayrıca, derece sıralamasında büyük oynamalara yol açabilecek “bazılarının finiş yapıp, bazılarının da süresi içinde yarışı tamamlayamaması” durumu da söz konusu.


SORULAR

  • Zaman sınırının dolmasına yaklaşık 1 saat 45 dakika varken Komite yarışı neye dayanarak abandone etti?
  • Daha önce bazı yarışlarda “süre uzatma” uygulanırken, bu kritik yarışta neden bu kadar erken “abandone” kararı verildi
    (Dz.K.K. Kupası 1. Etap İstanbul-Bozcaada)
  • Tahminlere göre havanın Kuzeydoğu’dan geleceği bekleniyordu. Hiç hava beklentisi olmayan bazı yarışlar abandone edilmezken neden bu yarışta böyle bir karar verildi?
    (TAYK-Bülent İçgören Kış Kıpası I-rota kısaltıldı-)
  • Yarış Kurulu karadaydı. Kurul’dan herhangi bir kişi ya da özellikle Başhakem denize çıkıp durum değerlendirmesi yaptı mı?
  • Tekne Takip Sistemi ne denli doğru veri aktardı? IRC1 grubundaki verilerde sorun yaşandı mı? 
  • Kararda “yarışların geceye kalmaması” düşüncesi etkili olabilir. O halde 7 Kasım’da coğrafi rotada yapılan i-marine TAYK Kupası’nda neden zaman sınırı bir gün sonra sabah 09.00 olarak ilan edildi?
    (Havasızlık yüzünden katılan 35 yattan 25'i yarışı terk etti)


NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Yukarda sıraladığımız sorular uzayıp gidiyor. Ancak biz mümkün olduğunca eleyip “spekülatif” olanları ayırdıktan sonra durumu “net” olarak yansıtanları kullanmakla yetindik. Çünkü “sorunun” değil “çözümün” bir parçası olmakta yarar görüyoruz.  

Açık açık söylenmese de, göz ardı edilmemesi, gereken başka bir konu daha var sonuçları bu denli önemli kılan.

Türkiye’de yelken sporu artık “belli bir grubun keyif aldığı sportif bir etkinlik” olmaktan çıkıp “profesyonel” kimlik kazanıyor. Pek çok firma teknelere verdiği sponsorluk desteğine “hatırı sayılır” bütçeler ayırıyor ve “karşılığını” da almak istiyor..

Böylece konu “yelkencinin aralarındaki kişisel rekabet”ten çıkıp başka bir boyuta taşıyor. Öyle sanıyoruz yarış yönetim sisteminde kararlar alınırken bunların da göz önünde bulundurulması önemli.


HATA SADECE YARIŞ KURULU’NDA MI?

Yazımıza başlarken Nino Shmueli’nin yaklaşımlarından örnekler vermiştik.

Buraya kadar Yarış Yönetimi’ni ilgilendiren bölümlere değindik. Ama “Nino Hoca” seminerinde bir noktaya daha parmak basmıştı. Bilmeyenler için belirtmekte, bilenler için de hatırlatmakta yarar var.

Shmueli yelkencileri ilgilendiren bölümde şöyle demişti:

“Yarışçı da hakkını aramalı ve haksız bir durumu protesto etmelidir. Bu bir rakip de olabilir, Yarış Kurulu da… Haksızlığın giderilmesi için protesto vermeli veya düzeltme talebinde bulunmalıdır.”

Günden geriye kalanlara baktığımızd, ortada “hakkanyeti” bozan bir durumdan söz etmek olası…

Peki, Yarış Kurulu tarafından verilen “abandone” kararını “haksızsınız” diyerek “protesto” eden kimse oldu mu acaba?




Lütfen yorum ekleyebilmek için sisteme giriş yapın veya üye olun.
Yorumlar (5)
5 Pazartesi, 07 Aralık 2009 19:44
tuba.uca
Bu yazıları israrla yazmamızın tek bir sebebi var!
Yapılan yanlışlar düzeltilsin.
Tayk ilan ettiği rotalarda rüzgar işaretine benzer bir çizgi kullanmaktadır,üzerinde Winnd veya rüzgar yazmasada rotanın okunmasında ok rüzgar anlamına gelmektedir,yani tekneler Orsa olarak rüzgara dik açıyla çıkacaklardır.Start edeceklerdir.
Benim gördüğüm kış kupası ikinci yarışının ilanında ise rüzgarın nereden eseceği belli imiş gibi şamandıra yerleri işaretlenerek öreke taşı ile kara arasından geçiş yasaklandığı gibi start için komitede karadan start vereceği bildirilmiştir.
Hakim rüzgarlar estiğinde hiç bir zaman teknelerin yolu öreke taşı yakınına düşmez.
Benim cahilliğime verin ve biri bana izah etsin karadan verilen start hattını 360 derece döndürmek kabil olmadığına göre bu parkur rüzgara dik nasıl kurulacak???
Rüzgara dik kurulmazsa tekneler nasıl orsa gidecek ??
Start hattı rüzgara 90 derece avantajsız nasıl atılacak ???
Okuduklarımda yanlış anlama varsa özür dilerim,biri doğrusunu anlatsın...
İlan edilen rota şekli ile yarış verilebilseydi start hattına baktığınızda -2- nolu şamandıra Anadolu Lisesi nin arka bahçesine gelirdi..
Yarış talimatının veya rotaların ivedilikle tassih edilmesi gerekir.Ayın 19 zunda ciddi bir yarış yapılabilsin.
TAYK yarış talimatına göre komite AP bayrağını komite botuna çekiyor bot karada bağlı iken, bayrağı indirdikten bir dakika sonra start verebilir,tekneler karada bağlı iken komite aniden ayrılır tekneler yetişemeden start verirse hak zayii olur .
Bu durumun da düzeltilmesi şarttır.
Biz kimsenin hatasını aramadık isteğimiz sorunsuz yarışlar yapılabilinmesidir..
Yarışlarda hatalar olbilir ama hiç bu seneki kadar üst,üste gelmemişti...
Bu düzeltmeler yapılmazsa rota yanlış kurulduğundan bir düzelteme isteği gelebilir.
Red edilsede bunun TEMYİZ i var unutulmasın.
tuba uca
4 Pazartesi, 07 Aralık 2009 01:14
orhan kaya
Çok büyük ihtimalle hiç bir sorumludan bir kelime yorum gelmeyecek buraya. Olası sebebi;
1. hatalı olduklarını bilmeleri (veya fark etmeleri)
veya
2. internet ve türksail'den habersiz olmaları

Uğradığımız haksızlık karşısında neler hissettiğimizi bilebilseler...

Sezonun son yarışına aynı komite ile katılmak istemiyorum.Aslında sezonun son yarışına katılma şevkimi hepten yitirdim...
3 Pazartesi, 07 Aralık 2009 00:02
Deniz
Yarış iptal edildiği sırada 1,5 mil hızımız vardı ve zaman sınırı içerisinde o anki koşullar ile yarışı bitirebilirdik. Maalesef olmadı ve bizde diğer yarışan ekipler gibi büyük bir hayal kırıklığı yaşadık.

Ortada yaşanan çok ciddi sorunlar var. Bu sorunları çözecek bizlerden başka hiç kimse yok. Eğer kırıcı olmadan yapıcı bir şekilde sorunları gideremezsek maalesef küsenlerin sayısı giderek artacak ve spor gelişemeyecek.

Umarın son yarış herkes için iyi geçer.
2 Pazar, 06 Aralık 2009 21:05
Yelkenci
Serdar Bey,
Çok güzel yazmışsınız. Kaleminize sağlık. Sorduğunuz soruların cevaplarını bende çok merak ediyorum.

Bir soru da benden: Seminerde “BİR YELKENCİ GİBİ DÜŞÜNÜN” denmiş. Yelkenci/yarışçı olmadan nasıl olacak bu iş?
1 Pazar, 06 Aralık 2009 14:09
tuba.uca
Nino nun seminerine katılan biri olarak size söylemek istediğim basit bir kaç kelime var..
Bize öğrettiklerinin başında söylediği yönettiğiniz yarışlarda kendinizi,teknede yarışıyor olarak düşünün dedi..
Bilemediği durum ise çoğunlukla hakemlerin yarışçılıktan gelmemeleridir.
Bir hakem denize çıkmadan karadan yarış idare edemez ,ederse işte böyle olur,ilk yarış neyse diyelim hata çok ama !!!!
Bu yarış ise tam bir fiyasko TAYK ise fiyaskolara alışmış ki halen yarışlarını katleden komitelerle,yarışlara devam ediyorlar.
Önümüzdeki yıllar yabancı hakem bile getirebilirler durumu kurtarmak için,olan bize olur.
Tayk neden seminere katılan başka hakemlere de şans vermiyor bizler parada istemeyiz yarışların türkiyede aynı kişilerlede yapılabileceğini gösterelim.
Görüyoruz ki TAYK halen şahsi kaprislerin kol dolaştığı bir ortamdan çıkamamış.
Neden hodri meydan isteyen gelsin yarış yapsın diyorlar,olmadı TYF den karışmadan hakem tayini isterler,TYF de gereğini yapar.
Merak etmesinler bundan beter olmaz .
Yeter ki şahsi kaprislerden vaz geçilsin bizler kliniğe katılan kendimizi TAYK a borçlu hisseden hakemlerdeniz .


Bu sayfayı beğendiğiniz sitelerde paylaşabilirsiniz
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! MySpace! Twitter! LinkedIn! TwitThis
Son Güncelleme: Cuma, 11 Aralık 2009 15:29
 
Bu Bölümden Rastgele Seçilenler

 



Reklam
Reklam
Reklam