Anasayfa Genel Haberler Minareyi çalanlar kılıfını uyduramadı
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Minareyi çalanlar kılıfını uyduramadı PDF Yazdır e-Posta
Haberler - Genel Haberler
Pazar, 16 Eylül 2012 00:20

Mudanya Arnavutköy Barınağı’ndan bir yelkenli tekneyi çalanlar, ustaca hazırladıkları evraklarla kendilerini durduran Sahil Güvenlik ekiplerini bile aldatmayı başardı.

Ancak teknenin markasını da değiştirmek için üzerine yapıştırdıkları etikette Jeanneau’yu “Jenau” yazınca yakayı ele verdiler.




Korsanlar, Mesut Üner’in Beneteau Oceanis 311 model yelkenli teknesini bağlı durduğu Bursa Mudanya sahilindeki Arnavutköy Barınağı’ndan çaldı. İşlerinin ustası oldukları belliydi. Teknenin adından markasına kadar her şeyi değiştirdiler. Üstelik hazırladıkları sahte evraklarla kendilerini çevirerek kontrol eden Sahil Güvenlik yetkililerini bile ilk etapta atlatmayı başardılar.

Ancak tekne sahibi ve denizcilerin ısrarlı takibi sonunda yakalanmaktan kurtulamadılar. Ele geçen malzemelerden iki korsanın tekneyi “insan kaçakçılığı”nda kullanacakları kuşkusu doğdu. Soruşturması süren bu ilginç korsanlık olayını Turgay Noyan, Naviga Dergisi’nin Eylül sayısındaki “zor anlar” köşesinde ayrıntılarıyla ele aldı.

alt


KORSANLAR MUDANYA’DA


Yaz güneşi Mudanya sahilini yeni yeni ısıtmaya başlamıştı. Denizde hafif bir meltem esiyordu. Trilye'ye doğru karayolunda seyreden Zafer Evkuran'ın gözüne Kumyaka açıklarında bir yelkenli çarptı. Bir yandan otomobil kullandığı için fazla dikkatini verememişti. Ama yine de içinden "Alabula'ya ne kadar da benziyor. Oysa Mesut ağabey bana denize çıkacağı söylememişti" diye geçirdi.

Evkuran, Beneteau marka Oceanis 311 model bir yelkenli olan Mesut Üner'in teknesi Alabula'nın teknik işlerini yapıyordu. Hatta bir gece önce tamamlanması gereken işler için Alabula'ya gidip çalışmıştı.

Zafer Evkuran, Trilye yollarında bunları düşünürken Mudanya Arnavutköy Barınağı'nda yer yerinden oynuyordu.

Mesut Üner, erkenden teknesine gelmiş ve yerinde yeller estiğini görmüştü. Hemen görevlilere, polise, sahil güvenlik birimlerine haber verdi. Tam anlamıyla ortalık karıştı.

alt

DENİZCİLERİN BULUŞMA NOKTASI

Mudanya'daki Arnavutköy Barınağı küçük kapasitesine rağmen, Bursa'nın denizcilerine yat limanı görevi de görüyordu. Hem konumu hem yakınlığı burayı birkaç yıldır denize gönül verenlerin buluştuğu bir merkez yapmıştı. Mudanya Yelken Okulu bile bu barınaktaydı.

Yönetimi belediyede olan barınağın balıkçıların yanı sıra yatlara da hizmet vermesi burada bir takım düzenlemelerin yapılmasını gerektirmişti. Dışarıdan bakıldığında bir şeyler yapılıyordu da ... Güvenlik kameraları, güvenlik elemanları vs...

Ancak bu olay sırasında kameraların çalışmadığı, olay sırasında hiçbir güvenlik elemanının bulunmadığı ortaya çıkacaktı.

Korsanlar bütün bunların farkında olmalıydılar. Çünkü yatın çalındığı sabah 08.00 suları limanda güvenlik elemanı bulunmayan bir saatti...

Zafer, Trilye'ye henüz girmişti ki, telefonu çaldı. Arayan Mesut Üner'di. Telaş içinde "Zafer, Alabula çalındı!" diyebildi.

Zafer, "Kumyaka önlerinde benzer bir tekne gördüm. Hemen geliyorum abi" diye telefonu kapattı. Jet gibi Mudanya'ya döndü. Emekli bir deniz astsubayı olduğu için bürokratik çarkların nasıl döndüğünü bilirdi.


TEKNENİN İZİ BULUNDU

Bir yandan Sahil Güvenlik'in durumu Ankara'ya acil bildirmesi için izin aldılar, bir yandan da
bir durum muhakemesi yaptılar. Denizci dostlarından Cevat Batıca tekneyi 08.00 sularında görmüştü. Bu durumda çok fazla uzaklaşmış olamazlardı. Hemen iki tekneyle denize açıldılar.

Saat neredeyse 10.30'u bulmuştu. Teknenin sahibi Mesut Üner, Haluk Turşucular ve Salih Koşar bir motoryatla kuzey istikametine, Zafer Evkuran ise Ahmet Eker'e ait şişme botla güney sahiline doğru yola koyuldular.

Zafe
r, denize çıkmadan yakıtı doldurmuştu. Deniz nispeten sakin olduğu için oldukça yollu gidebiliyordu ve bu ona büyük avantaj sağlayacaktı.

Alabula, saat 11.00'a gelirken Kapanca önlerinde avlanmakta olan bir balıkçı teknesine rastladı. Balıkçı önceleri biraz kayıtsız gibiydi. Ancak "Tekne çalındı" sözüyle ne kadar dikkatli biri olduğunu ortaya koydu.

Çalınan teknenin belirgin bazı özellikleri vardı. Örneğin, cenovanın UV şeridi kırmızıya yakın bordoydu. Tentesi de. Buna karşılık bumbanın üzerinde yelkenin toplanmasına yarayan lazy jack ise sarı renkliydi. Üstelik bu civarda bu özellikleri taşıyan başka yelkenli yoktu.

Balıkçı bütün bu özellikleri çok net hatırlıyordu. Evet... Gördüğü Alabula'ydı ...

Bu teşhis Zafer'in moralini düzeltti. Sonunda bunları yakalayabilirdi. Yakalayabilirdi yakalamasına da ya adamlar silahlıysa?

alt

SAHİL GÜVENLİK KONTROLÜNDEN KURTULDULAR

Yine de son sürat devam ediyordu. Sahili tarayarak Eyerce önlerine kadar geldi. Burada da bir balıkçı teknesi vardı. Aynı konuşmalar tekrarlandı. Bu balıkçı da gördüğü teknenin tarif edilene uyduğu söylemişti. Bu arada Zafer'in bilmediği bir şey vardı. Sahil Güvenlik 17,  tekneyi yakalamış ancak tekne bambaşka bir adla ve evrakla karşısına çıktığı için salıvermişti.

Zafer, Karacabey Boğazı'na girmekte olan büyük bir balıkçı teknesiyle karşılaştı. Adamları zorlayarak durdurdu. Konuşmalardan sonra ortaya çıkan sonuç aynı idi. Evet, tekne önünde bir yerlerde olmalıydı. Ufku taraya taraya Kurşunlu önlerine geldiğinde ufukta bir direk gördü. Büyük bir ihtimalle gördüğü direk Alabula'nındı.

Tam o sırada gözü benzin göstergesine takıldı. Teknenin peşine takılırsa ortalarda bir yerde yakıtsız kalabilirdi. Bu ise adamların kaçıp kaybolması demekti. Karar verdi ve Kurşunlu'ya yönelip yakıt ikmali yaptı. Tekrar yola koyulduğunda artık direk görünmüyordu ama Zafer onları yakalayacağını biliyordu.


İKİNCİ SAHİL GÜVENLİK BOTU TEKNEYİ DURDURDU

Bu sırada telefon görüşmeleri sürüyor, aldığı bilgileri tekne sahibine ve sahil güvenlik birimlerine iletiyordu. Sonunda teknenin direğini gördü ve süratle yaklaşmaya başladı.

Aynı anda başka bir sahil güvenlik teknesinin de yelkenliye doğru seyrettiğini gördü. Artık Bandırma Bölgesi'nde 66 numaralı botun görev alanındaydılar. Biraz sonra telefon çaldı. Arayan Sahil Güvenlik'ti. Tekneye çıkacaklardı. Ancak kendisinden uzakta durmasını istiyorlardı.

Biraz sonra telefon yine çaldı. Teknenin evrakları tamamdı ve her şey doğru gibi görünüyordu. Ancak komutan da durumdan şüphelenmişti. "Teknenin belirgin bir özelliği var mı?" diye sordu.

Zafer özelliklerini sıralıyor, komutan "Evet doğru" diye aynen tekrarlıyordu.

Gölgelikleri, bordasındaki fileto, yelken torbası ve daha bir sürü şey...

alt

KORSANLARIN ÇUVALLADIKLARI NOKTA

Bu kadar tesadüf mümkün değildi. Sonra komutanın gözü "Jeneau 36.5" çıkartmasına takıldı. Oysa markanın orijinali "Jeanneau" diye yazılıyordu.

Korsanların bilgisi bu kadarına yetmemişti. Tekne müsadere edildi, içindeki iki kişi gözaltına alındı. Artık Alabula, Bandırma'ya çekiliyordu.

Teknedeki aramalar sırasında 40 yaşlarında görünen, sonradan gerçek adının Sabahattin Gemici olduğu anlaşılan şahsın üzerinde başka iki ayrı isimle yapılmış B tipi sürücü ehliyeti çıkacaktı.

Ellili yaşlarda olan Hasan Bahar ise tekneye Kumyaka'dan aldığı benzinle binmişti. Teknenin deposundaki yakıtın azlığı adamlara zaman kaybettirmiş olmalıydı.


“KIZ ARKADAŞA HAVA YAPMA” MASALI

Sabahattin Gemici kısa sürede çözüldü. Israrla aynı senaryoyu anlatıp duruyordu:

"İstanbul'da bir kız arkadaşım var. Kendimi zengin tanıttım. Ona bir yat alacağımı söyledim. Bu yüzden de Arnavutköy'den bunu çaldım."

Ama Hasan Bahar'ı neden tekneye aldığı açıkta kalıyordu. Teknede, yanlarında getirdikleri Ayvalık haritaları, Yunan ve İtalyan bayrakları da bulunmuştu. Üstelik Türk bayraklı tekneye Amerikan bayrağı çekmişler ve limanını da Delaware olarak yazmışlardı. Alabula'nın ismi ise Berk Blue olmuştu.

Tekneye kaportası zorlanarak girilmişti. Ayrıca Mudanya'da marketten yapılmış oldukça yüklü kumanya alışverişi de, adamların niyetinin uzun yol yapma olduğunu ortaya koyuyordu.

Saat 22.00 gibi sanıklar savcılığa sevk edildikten sonra teknedeki tüm aramalar tamamlandı ve yelkenli sahibine teslim edildi.

Gerçekten de ucuz atlatılan bu korsanlık vakasında hala pek çok karanlık nokta var.

Adamlar Arnavutköy'e ilk kez geldiklerini söylemelerine karşın, bu tekneyi nasıl gözlerine kestirdiler.

Eğer önceden araştırma ve hazırlık yapılmamış olsa marka değişimi, evraklar ve benzeri doküman bu kadar gerçeğe yakın olabilir miydi?

Kameraların kayıt yapmadığını, güvenlik nöbet değişiminin saat 08.00'de olduğunu nasıl bilebildiler?


TEKNE SAHİBİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

Mesut Üner, teknesine yeniden kavuştuğu için mutlu, ama kızgınlığı yatışmış değil. Özellikle de limandaki görevlilerin lakayt davrandıklarını düşünüyor. Arkadaşlarının karşı çıkmasına rağmen başta belediye olmak üzere sorumlular hakkında suç duyurusunda da bulunduğunu belirterek şöyle konuşuyor:

“Bu iş katiyen sıradan değil. Çok organize ve mutlaka içeriden birilerinden destek alınarak yapılmış. Kameraların göstermelik olduğunu hiçbirimiz bilmiyorduk. Bizlerden çok
ciddi kiralar alınıyor. Bunu isterken de tekneleri koruyoruz gibi şeyler söyleniyor.

Büyük bir insan kaçakçılığı şebekesiyle karşı karşıyayız. Bunu Organize Suçlar'ın ortaya çıkartması lazım. Marmara'daki tekneye Yunan-italyan bayrağı neden getiriyorlar? Onca kumanya kimler için. Bunları Mudanya'ya kim getirdi, benzinlerini kim taşıdı, kıyıda kim buluşturdu?

Kumla'dan mazot almışlar, kim aldı, nasıl aldı. Limanda gören yok mu? Market fişleri duruyor. Bu marketlerin güvenlik kameralan bile işin aydınlanmasında yararlı olabilir.”



Kaynak: Turgay NOYAN (Naviga / Eylül 2012)



Lütfen yorum ekleyebilmek için sisteme giriş yapın veya üye olun.
Yorumlar (1)
1 Pazar, 16 Eylül 2012 08:58
yelkenci
Geçmiş olsun diyelim keşke teknelerde uydudan taki olsa işleri daha kolay olur .Kendileri bu kadar ciddi yaklaşmasa ve sahil güvwenlik işin üstüne düşmese zor olurdu valla


Bu sayfayı beğendiğiniz sitelerde paylaşabilirsiniz
Reddit! Del.icio.us! Mixx! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! MySpace! Twitter! LinkedIn! TwitThis
Son Güncelleme: Salı, 02 Ekim 2012 13:05
 
Bu Bölümden Rastgele Seçilenler




 


Anketler

Yatlarda Türk ve yabancı bayrak uygulamaları arasındaki farkları biliyor musunuz?




Reklam
Reklam
Reklam
Reklam


Reklam
Reklam